Azê Azad

Bu yazıya başlarken, başta Fuat yoldaş ve tüm devrim şehitleri olmak üzere, yaşamını yitiren tüm yoldaşlarımı anmak istiyorum.

Hareketimizin tarihinde kilit roller üstlendikleri için, bu yoldaşların katkılarını teslim etmeyen herhangi bir yazı eksik ve yetersiz kalacaktır. Hareketin mücadelesi Haki yoldaş ile başlamış; Amed Zindanındaki büyük şehitler canlarını feda ederek direniş yolunu çizmiş; Önder Apo’nun en ilk yoldaşlarından biri olan Fuat yoldaş ise özgürlük mücadelesini yürüterek son ana kadar Önderlik çizgisine sarsılmaz bir bağlılık göstermiştir.

Bu yoldaşlarla birlikte devrimci yola koyulan öncü kadın Sakine Cansız, özellikle kadın hareketinin inşasında kilit bir rol oynadı. Bu yoldaşlar, sergiledikleri kahramanlıkla yolumuzu aydınlattı ve temelimizi güçlendirdi. Kendilerini Önder Apo gerçekliği temelinde şekillendirdiler ve yeni nesiller için yaşamda birer rehber oldular. Giriştikleri her iş ve ortaya koydukları her çaba, bizler için devrimci bağlılığın bir ölçütü haline geldi. Zaferimizin kazanılması, onların ortaya koyduğu yöntem ve ilkelerle güvence altına alınmıştır; onlar özgür bir geleceğin komutanlarıdır. Onların yaşamını anlamak, Önderliğin yaşamını anlamaktır.

Önder Apo’nun "Şehitlerimizi toprağa değil, yüreğimize gömüyoruz" sözleri üzerinde derinleşip bunlardan yola çıkarak analizler geliştirerek, şehitlerin taşıdığı o büyük değeri daha iyi kavrayabiliriz. Önder Apo’nun şehit düşen yoldaşları uğruna yürüttüğü mücadele, devrimimizin temel ilkelerini belirlemiştir. Önderlik ne zaman bir yoldaşını yitirse, bu kaybı mücadelenin yeni bir aşamasına dönüştürmüş ve her şehadetin ardından düşmana çağ açan hamlelerle karşılık vermiştir. Önder Apo, her şehadetin hesap sorma kararlılığını daha da büyüdüğünü ortaya koymuştur. Şehitler yaşamımızın ışığı olduğu için kendimizi onlar sayesinde tanıdık; özgür bir yaşamı da yine onlar sayesinde kazanacağız. Apocu ideolojide yoldaşlık öyle yüce bir değere sahiptir ki, birbirimiz uğruna canımızı feda etmeye hazırız; nitekim korkusuz ve cesur yoldaşların, arkadaşlarını kurtarmak için düşman ateşinin üzerine yürüdüğü sayısız örneğe tanıklık etmişizdir.

 Yoldaşlarımızın naaşlarının düşman eline geçmesini önlemek amacıyla, birçoğu arkadaşlarının cenazelerini başarıyla geri alırken şehit düştü. Bu durum, fedailiği, adanmışlığı ilkeleri üzerine kurulu olan "Apocu" ruhun somut bir ifadesidir. Bu gerçeklik, direniş tünelleri içinde en derinden ve somut biçimde yaşandı. Yoldaşlarımız, üstün bir fedakârlık ruhu ve devrimci ilkelerle bir varoluş mücadelesi yürüttüler. O tünellerdeki direniş muazzamdı; her bir yoldaş kendi kanıyla bir destan yazdı ve verdikleri mücadeleyle, yoldaşlık bağına derinden bağlı olduğumuz Önder Apo'nun felsefesine dayandığını düşmana kanıtladılar. Tıpkı Önder Apo'nun, çocukluk arkadaşı Hasan Bindal'ın şehadeti üzerine her bir şehidin intikamını alma yemini etmesi ve o günden bu yana şehitlerin değerlerine sadık kalması gibi, bizler de bu değerlere olan bağlılığımızda kararlıyız. Mücadele gücümüzü şehit düşen yoldaşlarımızdan alıyoruz. Fedakârlık dolu bir yaşamı örneklemek, bizim için bir zorunluluktur. Kuşkusuz, bir yoldaşımızın şahadet mertebesine erişmesi bize acı verir, yüreğimizde doğan bu acı, yerini güçlü bir öfkeye ve köklü bir nefrete bırakır. Her bir şehadet olayı bizim için sınırsız bir güç kaynağı haline gelmiştir; zira yoldaşlarımızın her biri, uğruna mücadele ettikleri ve nihayetinde şahadete ulaştıkları özgür bir yaşam ve bağımsız bir Kürdistan davasına gönülden bağlıydı.

Şehitler, Asla Unutulmayacak Anlamlı Değerlerimizdir

Yaşam felsefemizde anlamlı anlar ve saatler asla unutulmaz; aksine, sürekli yeniden yaşanır. Önderlik, şehitlerin en kutsal değerlerimiz olduğunu ifade eder. Önderlik tarafından bizim için tanımlanan bu kutsallık ölçütü, yaşamımızın seyrinde her zaman belirleyici bir rol oynar. Somut bir örnek vereyim: Hareketimizin ideolojisi çatısı altında, çeşitli uluslardan ve dinlerden insanlar bir araya gelmiştir. Arap, Türk, Süryani, Alman vb. yoldaşlar hareketimiz içinde yerlerini almışlardır. Bu yoldaşların katılımı, yoldaşlığın insanları dilsel ayrımların ötesinde bir araya getirebilecek kadar değerli olduğunu göstermektedir; dil veya kültür farklılıklarını öncelemeden, ortak bir amaç uğruna el ele verirler. Kapitalist sistemin bakış açısıyla değerlendirildiğinde bu durum imkansız görünür; zira sistemin temel politikası, din ve mezhep temelli çatışmaları körüklemektir. Bununla birlikte, Önder Apo’nun özgürlük felsefesi bizi birleştirir ve yoldaşlık uğruna her şeyimizi feda edebilmemizi sağlar. Şehitlerin değerinden bahsettiğimizde, aslında yoldaşlık bağından söz ediyoruz demektir; eğer bu bağ güçlü değilse, şehitlerin değeri azalır, hatta bütünüyle ortadan kalkabilir. Sisteme dair bir örnek vermek gerekirse: Devlet sistemi içinde bireysellik hakimdir herkes kendisi için en iyi konumu ve en güzel şeyleri arar ancak Önderliğin felsefesi bu zihniyeti yıkmıştır. Biz ise tam tersine, en değerli konumu ve en iyi şeyleri her zaman yoldaşlarımıza sunmaya gayret ederiz. Bu nedenle, güçlü yoldaşlık ölçütleri olmaksızın şehitlerin yaşamlarına olan bağlılığımızın güçten ve yönelimden yoksun kalacağını savunuyoruz. Gönülden ve samimi bir katılım, yoldaşlarımızı kahramanlık düzeyine yükseltir. Bu; yoldaşlarımızın hayallerini ve hedeflerini gerçekleştirmek, onlarla gerçek bir bağ kurmak ve vizyonlarını sadakatle hayata geçirmek anlamına gelir. Şehitler, asla unutulmaması gereken anlamlı değerleri temsil eder; onları bir anlığına bile unutmak, mücadelemize yapılacak en büyük ihanet olurdu. Yoldaşlarımızın yaşamlarını hakkıyla onurlandırmak bizim görevimizdir.

Tanıdığımız her yoldaşın gözlerinde bir özgürlük özlemi saklıdır. Hayatımızın en özel anlarına dönüşen o en güzel ve anlamlı anları hep birlikte paylaşırız. Paylaştığımız yoldaşlık bağı öylesine derindir ki, sıradan kardeşlik, arkadaşlık bağlarının çok ötesine geçer. Karşılaştığımız zorluklar veya sıkıntılar ne olursa olsun, bunlar yoldaşlık bağımızı asla zayıflatmaz. Şehitlerle olan bağımızın bu denli güçlü olmasının nedeni de tam olarak budur; hayattaki yoldaşlığın gerçek anlamını kavradığımız için, yitirdiğimiz yoldaşlarımızın şehadetine de aynı derin anlamı yükleriz. Hakikat arayışçıları her zaman özgürlük arayışçılarıdır; hiçbir şey onların iradesine ve direnişine engel olamaz. Mazlum’dan Kemal Pir’e, Kemal Pir’den Rojger ve Asya’ya kadar hepsi, son anlarına dek kendilerini bu hayata karşı sorumlu hissetmişlerdir. Tıpkı şehit düşen tüm yoldaşlarımız gibi hayatı gerçekten anlayıp onunla bağlarını derinleştirerek, varoluşun özünü kavramış ve özgürlüğe erişmişlerdir. Onlarla aynı yemini etmiş yoldaşları olarak bizler, özgür bir Kürdistan hayali gerçekleşene dek mücadelemizin bir an bile durmasına asla izin vermeyeceğiz. Derin bir yoldaşlık yeminiyle birbirimize bağlı kalarak, bu yoldaşların yaşamlarını kendi yolculuğumuzun ölçüsü ve temeli kılıyoruz. Kendi kanlarıyla yaktıkları o meşaleyi, tarihi zaferlerle taçlandıracağız.