Zîlan Zerdeşt
Başta Rojava Devrimi'nde şehit düşen tüm değerli yoldaşları Arin Mîrkan şahsında anıyor; anıları önünde saygı, sevgi ve minnetle eğiliyor; amaçlarını mutlaka başarıya ulaştırma sözümüzü bir kez daha yineliyoruz.
"Her insan toprağına benzer" diye bir söz vardır. Bu sözün, Kürdistan gibi bir ülkede yaşayan devrimcilerin gerçeğini çok fazla yansıttığını hep yaşayarak öğrendik. Bir halkın özgürlüğü için binlerce yiğit kadın savaş meydanlarında düşmanlara karşı nice savaşlar verdi. Bu topraklarda kadın olmak, en zor şeyi başarmaktır; çünkü sana ait hiçbir şey bırakılmamış, düşmanın el atmadığı hiçbir değer kalmamıştır.
Bu gerçekliği Kürdistan Devrimi'nde yaşadık, Rojava Devrimi'nde tanığı olduk. Rojava Devrimi, 21. yüzyılın kadın rengi ve kanıyla gelişen ve yaşayan bir devrim gerçeği oldu. Kadınlar kendi ülkelerini korumak için savaş meydanlarında DAİŞ barbarlığına karşı direnişte en ön saflarda yer aldılar ve bu barbarlığı yenilgiye uğratana kadar direndiler. Nasıl ki Leningrad'da Nazi faşizmine karşı sosyalistler direndiyse, faşizme geçit vermediyse; Kobanê'de de Kürt halkı, devrimci kadınlar, gençler ve enternasyonalistler bir yürek olup barbarlığa karşı mevzilendiler. Özgürlük inancıyla savaştılar ve başardılar. Onları anlatmak zordur; fakat bir nebze de olsun onların ardılları olarak direnişlerini hayalleriyle birleştirme mücadelemizi sonsuza dek devam ettireceğimizi, onlara layık olmak için yaşadığımız müddetçe demokratik, eşit, özgür yaşam arayışından asla vazgeçmeyeceğimizi belirtiyoruz.
Binlerce yoldaşımızdan biri olan Arin Mîrkan arkadaş ise bu direnişin sembolü oldu. Direnişin en ağırlaştığı vakitlerde bir nebze olsun düşmanı geriletmek ve başarıya ulaşmak için kendi hazırladığı fedai yeleği ile kendini patlatarak bu direnişin en anlamlı, en yaşam dolu gerçeğini bize gösterdi. İnsan, nasıl yaşayacağına ve nasıl şehit düşeceğine kendisi karar verdiği an en büyük eylemin sahibi ve abidesi olur. Arin arkadaş bunu başaran ve insanlığa kendi canını armağan eden bir kadın yoldaş olmuştur. Devrimcilik mirasını Kemal Pir yoldaştan, fedailiği Zeynep Kınacı yoldaştan alan Arin Mîrkan arkadaş, ölümsüzlük kervanının bir halkası olmuştur. Toprağına sevdiklerini gömmeyen insan, toprağını sevemez. Arin yoldaşın toprağına olan sevgisi bundan dolayı çok büyüktü ve bunu gerektiğinde canını vererek koruyacağını herkese gösterdi. Ölümsüzlük en çok sana yakışır ey kahraman kadın!
Rojava'da kadınlar devrime öncülük etti ve Kürt halkının haklarını kazanmak için büyük bedeller verdiler. Verilen hiçbir değer boşa gitmemelidir. Her karış toprağında şehit kanı dökülen bir topraktan bahsediyoruz. Bunun için mutlaka, bu şehit yoldaşların hayallerini gerçekleştirene kadar kazanımlarımızı korumalıyız. Şimdi var olan geçici hükümetin erkek egemen zihniyetine karşı meydanlarda direnişte olmak gerekir. Bunun için özellikle YPJ'nin kadın kimliği olarak gelişmesi ve büyümesi mutlaka gerçekleştirilmelidir. Tüm dünyaya umut olan YPJ, sadece bir kadın ordusu değildir; kadınların hep birlikte özgür yaşamı ördükleri bir örgütlenme sistemidir, kadın haklarını koruyan bir öz savunma gerçeğidir. Hiçbir kadın öz savunmasız kalmamalıdır. Devrimi korumak için örgütlenmek ve demokratik zihniyete ulaşmak gerek. Sosyalizmi, Önderliğin geliştirmek istediği sosyalist kişiliği yaratarak ve bu kişilikle devrimin kazanımlarını koruyabiliriz. Öz örgütlülük ve öz bilinçle varlığımızı korumalıyız. Kadınlar örgütlendikçe, bilinçlendikçe varlıklarını koruyacaklar. Tüm kadınların özgür olduğu bir dünyayı yaratmak için tek bir kadın bile örgütsüz kalmamalıdır. Her ev, her mahalle bir örgütlenme sahasına dönüştürülmelidir. Bir daha kaybetmemek için büyük örgütlenmek ve ayağa kalkmak gerekir.
Her devrimin kendine özgü yanları vardır. Kürdistan Devrimi'nin de kendine özgü yanları vardır. Bu devrimde gelişen devrimciler hep çok yönlü olmuşlardır; gerektiğinde kamerasıyla düşmana karşı mevzi almışlar, gerektiğinde silahla cephede direnmişler. Özellikle Kürdistan gibi soykırım politikaları altında yok olmaya yüz tutmuş bir gerçeği aydınlığa çıkartmak, bu ülkede yaşananları su yüzeyine çıkarmak ve dünyaya göstermek, öyle düşünüldüğü gibi kolay olmamıştır. Bunun için basın çalışanlarının büyük emekleri olmuştur. Özelde basın gibi bir alanın, günümüzde bile erkeklerin kendi alanları olarak gördükleri bir çalışma alanında öncülük yapmak büyük bir emek ve direnişle gelişmiştir. Gurbeteli Ersöz arkadaş da bir devrimci kadın olarak buna öncülük etme cesaretini göstermiştir. Eğer bugün Kürdistan'da kadınlar bu alanda çalışabiliyorlarsa, bunu elbette basın şehitlerinin direnişi sayesinde bildiğimizi biliyoruz. 90'lı yıllarda Kürdistan'da yaşanan gerçekleri kamuoyuna taşımak ve bunu halka tanıtmak, kefeni boynunda taşımaktı. Çünkü aydınlanan her olay düşmana bir darbe gibiydi. Bunun için "kadın basın alanında gelişmesin" diye birçok tutuklanma, işkence, zulüm ve cinayet yaşandı. Böyle bir ortamda basın öncülüğünü, yönetmenliğini üstlenip yapabilmek ancak yüreğini bu devrim gerçeğinde eriten Gurbeteli Ersöz yoldaş gibi olanlarca başarılabildi. Bu direnişleri sayesinde Kürdistan'da basın geleneği bir direniş geleneği olarak gelişti ve devrimimizin temel taşlarından biri haline geldi. Dağda, Rojava'da, Kuzey'de, Güney'de, Rojhilat'ta yüzlerce kadın gazeteci hakikat peşinde koşarken vurulup şehit düştüler. Bugün bir kadın hareketi olarak büyüyüp tanınıyorsak, bunda basın alanında emek veren bu değerli kadınların büyük emeği vardır. Onlar hiçbir engele takılmadan hakikatin peşinden koştular, bu uğurda şehit düştüler. Gurbeteli Ersöz, Arjin Amed, Şilan Ezgi, Hidistan Penaber, Dilovan Gever, Avrin Efrin ve binlercesi, kadınların kahramanlıklarını yazan, anlatan ve hakikati gün yüzüne çıkarma mücadelesi verirken şehitler kervanına katıldılar. Bu kahraman yoldaşlar arkalarında büyük bir direniş mirası bıraktılar. Bugün kadınlar her alanda bu direnişi yaşatma mücadelesini büyütüyorlar ve her alanda bu direnişi daha da büyütmeliyiz; özellikle erkek egemen zihniyetlere karşı direnişi yükseltmeliyiz.
PKK gerçeği ilk çıkışında enternasyonalist bir örgüt olarak kuruldu ve böyle büyüdü. Bu gerçeklik geliştiği yıllarda da hep farklı halklardan katılımların olduğu bir gerçeğin hakikatini taşıdı. Kemal Pir, Hakkı Karer, Uta Alman, Amara Ankara, Ronahî (Andrea Wolf), Bermal Arap, Aziz Arap ve binlerce Türk, Arap, Ermeni, Alman, Arjantinli birçok değerli yoldaş bu devrime katılmış ve büyük bir mücadele sahibi olmuşlardır.
Kürdistan Devrimi gerçeği, bir Ortadoğu ve dünya devrimidir. Hiçbir zaman sadece bir halkın özgürlüğünü hedefleyen bir devrim olmamıştır; ideolojik argümanlarında hep daha güzel ve faşizmsiz bir dünya için mücadele etmiştir. Dünyanın herhangi bir yerinde zulüm gören biri varsa, kendisi zulüm görmüş gibi hep haksızlığa ve adaletsizliğe karşı direnişte olmuştur. Bunun için Önderliğin dile getirdiği "sosyalizmde ısrar, insan olmakta ısrardır" sözü, sadece Kürtlerin değil, tüm insanlığın kurtuluşu için bir mücadele içinde olunduğunu ifade etmiştir. Bu gerçeklik etrafında enternasyonaller toplanmıştır. Daha güzel ve yaşanılacak, özgür, eşit ve ekolojik bir dünya için yüreğinde haksızlığa karşı bir rahatsızlık duyan her insana çağrım: Gelin bu mücadeleyi hep birlikte daha da büyütelim. Yarınlar için bir mezar değil, yaşanılacak daha güzel bir dünya bırakalım. Hep birlikte daha güçlü ve daha güzel oluruz. Biz özgür, eşit ve demokratik bir sofrada buluştuk, sizi de içimizde görmek isteriz. İnsan paylaştıkça güzelleşir, güzelleştikçe çoğalır. Şimdi demokratik yaşamı çoğaltmaya, büyütmeye, hep birlikte yaşamaya çağırıyoruz sizleri. PKK, kuruluşunda da tasfiyesinde/feshinde de bu gerçekliği hep yaşadı ve yaşamaya devam edecektir. PKK sadece bir örgüt değil, bir yaşam felsefesidir; felsefe ise yaşamasını bilen her insan için gereklidir. Bunda bir halkın ayrıcalığı hiç olmadı, tüm insanlığı kapsayan bir gerçekliktir. Bugün de demokratik, eşit ve özgür bir dünya için mücadeleyi büyütelim.
Bêrîtan yoldaş, 92 Xakurke cephesinde gelişen savaş içinde bir öncü komutan olarak içte ve dışta gelişen saldırılara karşı büyük bir direniş sergilemiş, bu direnişi ile tarihimize damgasını vurmuştur. Yüreğinde özgürlük aşkıyla yaşayan ve yaşamı boyunca Önderlik gerçeğinde kendini büyüten, ruhunu ve varlığını kapitalist sistemden arındıran bir kahramanlık abidesidir. Heval Bêrîtan, kendi tarzıyla özgürlüğe olan bağlılığı ve yaşama olan sevgisi ile tüm egemen anlayışları yerle bir etmiştir. Bir taraftan yoğun savaş ve teslimiyet, bir taraftan yaşamı güzelleştiren bir yaşam felsefesi... Bêrîtan arkadaş, yaşamı yaşanılacak düzeye getirmek için mücadele etti ve bize bir kadın devrimi mirasını bıraktı. Nasıl yaşaması ve nasıl ölmesi gerektiğini bize öğretti. "Kadın savaştıkça güzelleşir, güzelleştikçe sevilir" dedi. "Kadın iradesi ve kimliği ile var olabilir" dedi. Kendi varlığımıza ulaşmamız için mücadeleyi daha da büyütmemiz gerektiğini anlattı. Kadın kurtuluş ideolojimiz de bizi kadın zamanını yaratmaya davet etti. İçinde kadına ait olmayan bir yaşamı hiçbir zaman yaşamamak gerektiğini anlattı bize. Kadın özgürlüğü için canını, ülkesi için aşkını feda edebilmelidir gerçeğini en somut hali ile bize anlattı. Bêrîtan bir uçurum ve özgürlük çiçeği oldu ve hep bu dağların en derin uçurumlarında çığlığı yaşamaya devam edecektir. Bu topraklarda yüreğinde özgürlük aşkı atan tek bir kadın kalıncaya dek Bêrîtan hep yaşıyor olacaktır. Çünkü yaşamın kendisi direniştir, direniş bugün Bêrîtan'dır.


