13. Bölüm
1990’lar ve Kadın Cephesinde Yaşanan Gelişmeler
1990 yılı reel sosyalizmin çözülmesi, ABD başkanlığına Clinton’un getirilmesi, Irak krizinin başlatılması ve ardı sıra geliştirilen Körfez Savaşı’na götüren sürecin devreye girmesi gibi önemli gelişmeleri barındırır. Süreç sistemin kendi kendisine müdahalesini resmen başlattığı bir dönemdir. Bu müdahalenin genel olarak PKK’yi de kapsadığı aslında yıl gelişmelerinden anlaşılır.
1990 yılı aynı zamanda PKK hareketinin artık tümüyle kitleselleştiği yeni bir dönemi de ifade eder. Serhildanlar, gerilla savaşı ve kadınların savaştaki etkinliği yeni bir sürecin başlangıcı olur. Kürt kızları özgürlük için dağlara doğru akarken halk Cizre-Nusaybin öncülüğünde serhildana kalkar.
PKK açısından kitleselleşme ve yoğun katılımların yılı olur. 1990 Newroz’unda Cizre alanında büyük bir serhildan gerçekleştirilir. Düşmanla çatışılır, düşman gece baskınlarıyla katliamlar yapmaya başlar. Mardin Eyaleti’nde 13 gerilla şehit düşünce Nusaybin’de serhildan başlar ve düşmanın saldırılarıyla serhildanlar daha da kapsamlılaşır, büyük bir direniş gelişir. Bu dönemi TC., Cizre-Nusaybin ayaklanmaları olarak anar.
“Newroz ateş yakılarak kutlanır”
Aynı yıl içerisinde 1990 yılı Newroz bayramında Amed surlarında Zekiye Alkan’ın eylemi gelişir. Aslen Dersimlidir ama Erzincan’a sürgün edilip daha sonra İzmir’e yerleşen Kürt bir ailenin kızıdır. Kimlik arayışı çok güçlüdür, bu temelde ülkesine yönelir. Amed Dicle Üniversitesi tıp fakültesini okurken özgürlük mücadelesi ile tanışır. Yıl itibariye yaşanan halk serhildanları, özellikle Mardin’de şehit düşen 13 gerillanın kadınlar tarafından toprağa verilmesinin ardından zirveye ulaşan serhildanlardan derinden etkilenir. Serhildanlar arayışlarını güçlendirirken TC’nin Kürt halkına uyguladığı zulme karşı büyük öfke duyar. Zekiye Alkan eylemini gerçekleştirmeden bir önceki Newroz’da Trafik Parkı’nda arkadaşlarıyla otururken cebinden tüm paralarını çıkarır ve yakar. “Ne yapıyorsun’’ diye şaşkınlıkla soranlara Newroz’umu kutluyorum. Newroz ateş yakılarak kutlanır” diye cevap verir.
Nusaybin’de kadınlar öncülüğünde yapılan serhildanlara tüm benliği ile yanıt vermek ister. Tüm duygu ve düşünceleri düşman zulmünü durdurmaya ve Kürdistan’da uygulanan vahşete dikkat çekmeye yönelir. Bu düşünceler içerisinde 1990 Newroz’unda bedenini Amed surlarında ateşe verir. TC. devletinin Kürt halkına yönelik imha saldırılarını yoğunlaştırdığı dönemlerdir, Kürtlere dayatılan sinmeye, korkuya ve çaresizliğe bedenini ateşe vererek karşılık vermek ister. Zekiye Alkan eylemini gerçekleştirdikten sonra müdahale edilir ve hastaneye kaldırılır fakat ağır yaralı olduğundan 30 Mart’ta şehit düşer. Önder Apo Zekiye Alkan’a dair şu değerlendirmelerde bulunur. ‘‘Yükselen özgürlük ateşi ile Newroz’da bedenini ateşe veren Zekiye Alkan’ın eylemi de özgürlüğün kolay olmadığının sembolüdür. Kürt kadını bir defa özgür yaşamın farkına varmıştır. Zekiye büyük bir eylem büyük bir özgürlük tutkusu olmak istiyor. Bunu da öyle bir Newroz’da Amed surlarında kendisini meşela gibi yakarak ilan ediyor…’’
1990’lar kadınların dağlarda ve şehirlerde özgürlük mücadelelerinde fark yarattıkları ve savaşta başat rolü üslendikleri yeni dönemi ifade eder. Gerilla sahasında ve şehirlerde eylemleriyle kararlılıklarını ortaya koyarlar. Kadın militanlar Şam’da yoğunlaşma evlerinde, kadın çalışmalarını daha stratejik düzeyde ele alarak hem kitle hem basın hem de gerilla alanlarına askeri ve ideolojik eğitimlerle donanım kazanarak giderler. Nitelik ve nicelik gelişim kaydeden kadın gücü Amed, Mardin ve Dersim eyaletlerine takviye düzeyinde aktarılır. Bu dönemin önemli gelişmelerinden birisi de Sakine Cansız’ın (Şehid Sara) zindandan çıkarak 1991 yılında Önderlik sahasına gelmesi olur.
1991 yılı genel olarak aslında belli bir büyümenin yaşandığı hem gerilla hem kitle örgütlenmesinde genişlemenin olduğu bir yıl olmakla birlikte ayaklanma taktiği genelleştirilemez, serhildanların geliştiği alanlarda düşmanın halka yönelik yaptığı katliamlar durdurulamaz ve bu temelde gerilla eylemsel düzeyde yetersiz kalır.
1991 yılında gerilla saflarında hem ana karargahta hem de sahalarda kadın gücü nicel büyüme sağladığından manga düzenine göre örgütlenirler. Botan’da hemen hemen birçok alanda manga komutanları kadınlardır. Kamplarda, noktalarda manga düzeninde kalınır fakat harekete geçildiğinde ve eylemlere gidildiğinde karma düzenlenirler. Haftanin’de bulunan ana karargahta çok sayıda kadın bulunur. Şîlan Kobanê karargahta kamp komutanlığında yer alır. Üç takım halinde üslenen kadın gerillalar orada kış hazırlıklarını yaparak, kuzeye geçmek için eğitim görürler. Yeni savaşçılar eğitilerek, askeri, yaşam ve ideolojik konularda eğitim verilir. Ordulaşma ilanından önce kadın gerillalar kendi potansiyel niteliklerini ve güçlerini yavaş yavaş açığa çıkarırlar. 1991’i 1992 ‘ye bağlayan kış sürecinde kamp sorumluluğunu kadın gücü üslenir. Sakine Cansız, Sozdar Avêsta ve Şîlan Kobanê önder Apo tarafından belirlenerek üç ayrı kampın komutanlığını yaparlar.
1991 yılında Xakurke’nin Geliyê Azadî bölgesine düşman saldırır, burada karargahın güvenliğini tutan bir takım kadın gücü vardır ve saldırılara karşılık verirler. Yanlarında bulunan BKC ile helikoptere ateş ederler ve helikopteri düşürürler ve ilk defa kadın gücü bir helikopter düşürür. Bu başarı sonrasında kadın gücü Doçka silahını kullanma eğitimini görür ve 1992 yılı itibariyle savaşta Doçka kullanmaya başlarlar. Bu süreçte Beritan (Gülnaz Karataş) Doçka grubunun takım komutanıdır. Binevş ise 1992 yılında Doçka üzerinde durarak savaşta Doçkayı kullanır.
Yine aynı bu dönemde 1991’i 1992’ye bağlayan kış sürecinde Avaşin kamplarında kadın gücünün sayısı fazla olduğu için bir kadın bölüğü kurulur, takım komutanları kadınlardan oluşur fakat bu kadın bölüğüne erkek bölük komutanı atanır. Kadın gücünün bağlı olduğu bir takım sistemi olsa da bağlı oldukları bölük erkek bölükleridir. 91-92 kışında kurulan özgün bölüğe iki erkek bölük komutanı komutanlık eder. Kızıl Xalid ve Felat bölük komutanı olarak kadın bölüğünü yönetir. Bölüğün tamamı kadınlardan oluşmasına rağmen kadın gücüne sizden kimse bölük komutanlığı yapamaz denilir ve bu nedenle iki erkek komuta atanır. Bu yıllarda kadın takımları vardır ve bu takımlar üç mangadan oluşur, her manga dokuz ila 11 kişiden oluşur ve çoğu zaman bu sayı daha da fazlalaşır. Bu kadın takımları doğrudan karma bölüğe bağlıdır. Özgün örgütsel işleyişe henüz sahip olmayan kadın gücü nitel ve nicel gücünü en fazla bu dönem itibariyle yükseltmeye başlar.
1992 yılının kadın mücadelesinin gelişimi açısından verdiği önemli kayıplardan bir diğeri Necla Çelik (Cahide) olur.
Necla Çelik (Cahide), 1979 yılında faal olarak çalışmalara katılır. Kendisi de Batmanlı olan Heval Cahide Batman’da büyür ve daha sonra İstanbul’a gider. İlkokul mezunudur fakat siyasi bilinci oldukça gelişkindir. Halkla kaynaşmayı bilen, olgun ve özverili özelliklerinden dolayı sevgi ve saygı duyulan birisidir. Partinin kitle politikasına hakim olması, Güney Kürdistan’da faaliyet yürüttüğü dönemde doğruları halka taşımasını sağlar. 1982 Lübnan Bekaa Vadisinde askeri ve ideolojik eğitimler gördükten sonra yoğun ısrarları sonucu 1984 kışı Sultan Yavuz’la birlikte ülke sahasına geçer. 1989 yılı sonlarına kadar basın yayın çalışmalarında yer alır. Savaş ve örgüt sorunlarının işlendiği Peşmerge dergisinin çıkarılmasında önemli katkıları olur. Savaş taktik yine örgütsel sorunların ele alındığı makale ve yazılar hazırlayarak eğitsel materyaller oluştururlar. 1991 de Botan sahası 4. Bölgeye geçer ve burada pratik faaliyetlere katılır. Savaşa katılmak en büyük tutkusudur ve sürekli bunu dayatır. Cahide, birçok eylemlere çeşitli düzeylerde katılmasına rağmen saldırı gruplarında yer almak için yoğun ısrarları olur. Fakat hastalığının yarattığı fiziki zorlanmalar nedeniyle buna müsaade edilmez. 1992 baharında imkanlar dahilinde yapılan müdahaleler sonuç vermez ve kan kanseri nedeniyle şehit düşer.
Mücadelenin şehirlerde, köylerde kırsal alan ve dağlarda zirvelere taşındığı ve Kürt kızlarının çığ misali mücadele alanlarına aktığı bu dönemde, düşmanın halka yönelik saldırıları da hızla artar. Düşman saldırılarına karşı bedenini siper yaparak yanıt veren kadın kahramanlardan birisi de Rahşan Demirel olur.
“Lastikle olmazsa bile, canımızla kutlanacak!”
1992 yılı Newroz’u Rahşan Demirel’in İzmir Kadife Kale’de kendini yakma eylemi ile yankı bulur. Rahşan henüz 17 yaşındadır. Nusaybinlidir ama İzmir’de büyümüştür. Derin yurtseverlik duygularıyla doludur, serhildanlar ve düşmanın halkı katletmesi olaylarından derinden etkilenir. Gerilla olmayı çok ister fakat önüne engeller çıkar. Yılın başından itibaren siyasal gelişmeleri takip eder. Devletin ısrarla Newroz bayramı kutlamalarına izin verilmeyeceği yönünde açıklamaları olur. Rahşan Demirel buna şu sözlerle yanıt verir: “Ben kendimi Newroz yapıyorum burada, Kadife Kale’ de. Cizre, Mardin ve Nusaybin’in cevabını vermek zorundayım. İsmet Sezgin’e haber veriyorum, Newroz kutlanacak… Lastikle olmazsa bile, canımızla kutlanacak!” sözleriyle bedenini ateşe verir. Rahşan’ın cenazesi, Newroz’u kutlamak için toplanan kitle tarafından zafer işareti yapar halde bulunur ve annesi kızının eylemini zılgıtlarla karşılar.
Geyik Yetim (Çiçek): Dersim’de dünyaya gelen Geyik Yetim, 1988 yılında mücadeleye katılır. Bir süre Dersim’de kalır, ardından Önderlik sahasına geçer. Burada gördüğü eğitimden oldukça güçlenerek çıkar. Ülkeye dönüş onda yeni bir başlangıç yaratır ve eğitimde aldıklarını uygulamak için büyük çaba sergiler. 1992’de Güney Savaşında takım komutanı düzeyinde görev yapar. Birçok mevzide kadının direnişine öncülük eder. Cesareti, zekası ve özgün yönleri ile etkili bir duruş sergiler. Kadın ordulaşması açısından çok kritik yıllar olan, 1992 yılında kadının kendisini ispatlaması, orduda yapabileceğini göstermesi konularında önemli bir rol oynar. Komuta özelliklerini kadın bilinciyle birleştirerek, iddialı, bağımsız bir duruş sergiler. Kadına güven verme, cins bilincini ve sevgisini geliştirme konularında büyük çabalar sarf eder. Halkçı ve yurtsever özellikleri belirgindir. Kadının savaşta öncülük düzeyini şahsında somutlaştıran Çiçek, kadın öncülüğünü başarıyla yerine getirir.
1992 kışında talihsiz bir kaza sonucu Basya suyunda şehit düşer. Kadının savaşta kendine güvenmediği ve erkek tarafından dışlandığı bir dönemde duruşuyla bu kanıları boşa çıkararak, kadın ordulaşmasının zemininin hazırlanmasında belirgin rol oynar. Güçlü bir komuta kişiliği, özgürlük tutkusu ve savaş alanındaki çabasıyla kadın ordusunun öncü komutanlarından olur.
Devam edecek…


