UMUT

Yüreğimin eşsizliğinde tanıdım yoldaşlığını; anılarımız beni güçlü kılıyor. Dün gönderdiğin not elime ulaştı yoldaş.

Şimdi de seni ve bana gönderdiğin duygularını günlüğüme yazıyorum. Biliyorum, bu günlüğüm tarih olacak bir gün. Seni görmeyi, senden hatır istemeyi çok isterdim. Ama sen de biliyorsun; nereye gitsek de birbirimizin gelişmesinden sorumluyuz. Ruhlarımız, yüreklerimiz her zaman bir. Seninle paylaşacağım bir sürü anım oldu. İnanıyorum bir gün birbirimizi gördüğümüzde anılarımızı anlatacağız; sen bana Botan anılarını anlatacaksın. Şu an çok heyecanlısın değil mi? Ben de senin yerinde olsam ben de heyecanlanırım. Ben de Botan dağlarına geleceğim, Botan’ın güzelliklerine merhaba diyeceğim. Bu yüzden can yoldaşım, umudumu hiçbir zaman yitirmeyeceğim. İnsanlar umudu olmadan yaşayamaz ki; onun için Önderliğimizin dediği gibi: "Umut zaferden daha değerlidir." Botan dağlarına gideceğine sevindim. Şu an seninle gruplarda olmayı çok isterdim. Birlikte Cudi Dağı’nın zirvesinde haykırıp "Biz geldik, Kürdistan topraklarına geldik. Ana yurda geldik," demeyi çok isterdim. PKK, hakikat ve en yüce değerlerin var olduğu özgürlük partisidir. İnanıyorum bir gün birbirimizi göreceğiz. Eğitimimin bitmesine az kaldı. Ben de artık yönümü Botan’a çevireceğim. Bir militan devrimci yaşamında koşmalı; nefesi kesildiği an bile durmamalı ve devam etmeli. Devrimcilik hayatımızda bunu gerçekleştirdiğimiz an Önderliğin militanı oluruz.

PKK’de ilk yılıma, yeni yaşamı tanımaya yeni bir defterin sayfalarını açmayla başladım. Kendimi tanımayı büyük komutanlarımızın yanında öğrendim. Yoldaşlıklarıyla, paylaşımlarıyla bana çoğu konuda örnek oldular. Bana çok emek harcadılar; sadece bana değil, bütün yapılarına emek harcarlar. Gerçekten yaşama olan bakışları; ince, ayrıntılı bakmaları, moralleri bizlere güç oluyor. Her birinin gözlerinde yürek kadar büyük umutlar var. Kendimi tanımamda emekleri oldu. Kendimi tanıdıkça anlam yüklemeye başladım. Bizim yaşamımız mutluluklarla dolu bir yaşamdır. Ben irademle bu özgür dağlara geldim ve her zorluğun karşısında da dimdik duracağım. Ve dönemin görevlerini üstlenmeye hazırım. Yoldaşın yoldaşı olmak için hep çabalayacağım; çünkü yoldaşı yoldaş yapan değeridir. Biz öz savaşı veriyoruz; Kürtlüğü, özünü yok sayanlara meydan okuyoruz. Bizim savaşımız yürek savaşıdır. PKK yüreğinde kocaman bir yerdir Kürt halkı.

Devrimin kıvılcımları gözlerimde canlanıyor. Bu kıvılcımlar düşmana olan öfkemin kıvılcımlarıdır; büyüyor, büyüyüp düşmanın içinde bir intikam eylemi olacaktır. Bu eylemin en temel gücü yoldaşlık olacaktır. Yoldaşlık tarifi yapılmayacak bir şey; ancak yaşayarak tarifini yapabilir insan. Çünkü her zaman yoldaşın yanındadır. Seni hiçbir zaman yalnız bırakmaz; işte bu yüzden PKK gerçek yoldaşlığın mekânıdır. Yaşamın en güzel anında, sevginin başlangıcında, savaşın ortasında, sonsuzluğun uçurumunda yoldaşın var yanında. Zagros’ta, Govendê’nin eteğinde, güneşin doğuşunda, ayın parlaklığında, özgürlüğe söylenen türkülerde, kalbimizin orta yerinde, toprağa dökülen gözyaşında, hakikat arayışında hep yoldaşın vardır yanında. Özgürlük değerlerini ve eşitliğe dayanan PKK’deki yoldaşlık ölçülerini her zaman koruyup kendime ilke edineceğim. Dağlarla yüreğimi bir yapıp bütünleşeceğim. Devrimci dönüşümdür PKK ortamı; kadınların kendilerini ve uğruna savaştıkları değerleri korumak için bir adımdır PKK. Ben de hep bu bilinçle adım atarak Önderliğe layık bir militan olmak istiyorum. Yetkin bir militan olup şehit yoldaşlarımın, halkımın intikamını almalıyım. Doğru yoldaşlık yapıp yoldaşlarımın hayallerine sahip çıkmalıyım; şehit yoldaşlar bize bu yaşamı emanet ettiler. Bu yüzden hiçbir zaman düşmanın böyle rahatça elini kolunu sallayarak Kürdistan topraklarına girmesine tahammül etmememiz gerekir.

PKK’DE GÖREV ANLAYIŞI

Devrim görevleri kutsaldır; görev anlayışımızın geniş çerçevede olması gerek. Nerede, hangi çalışmaya uygun görülürse o göreve gidilir. "Devrim görevine sonuna kadar sahip çıkmalıyım," dedim.

Ve gittiğim bir görev esnasında yaşadığım bir anıyı paylaşmak istiyorum: Daha o zaman yeni katılmıştım, sistem karakterini tam üzerimden atmış değildim. Örgütü de yeni tanımaya başlamıştım. Arkadaşlar hep yük taşımaya gidiyorlardı, ben de noktada kalıyordum. Bu durum yaklaşık bir hafta sürdü. Bir gün yönetimimiz yarınki planlamayı aktarmaya geldi. Yarınki planlamada benim noktada kalacağım söylendi. Hemen itiraz ettim ve "Hayır," dedim, "Ben yük taşımaya gideceğim." Arkadaşlar hemen müdahale ettiler: "Sen dar çerçevede bakıyorsun," dediler, "Noktada kalmak da örgütün sana verdiği görevdir." Yine kendimden emin bir ses tonuyla, "Beni kandırıyorsunuz, noktada kalmak görev değil," dedim. Daha sonra Ruken arkadaş benimle konuşup bana görev üzerine çok yoğunlaşmam gereken bazı konuları dile getirdi. O zaman anladım ki PKK’de büyük görev, küçük görev yok; görev görevdir. Kendi isteklerime göre göreve yaklaşmamam gerektiğini anladım. Hep "biz ne istiyoruz" diyerek kendi isteklerimize göre gitmemeliyiz; "Örgüt ne diyor?" yaklaşımıyla yaklaşmalıyız. İnsan örgütün dediklerini yapınca zorlanmıyor ama kendimize göre yaklaşınca zorlanıyoruz. Örgütümüz geniş bir çerçevede ve ince ayrıntıları hesaba katarak, adımlarını hesaplayarak atıyor. Bunları öğrendikçe, Önderliği okudukça "İyi ki katıldım," diyorum. PKK bana nasıl yaşamayı öğretti. Adım atmayı, irade olmayı, "Ben de buradayım," demeyi öğretti. Sistem bizi kölece bir yaşama alıştırmıştı ama Önderliğimiz bizi o kölelik çukurundan çıkarıp "Ben de buradayım," demeyi öğretti. Dağlar, dağlar bize anlat PKK’lilerin yaşam destanlarını; anlat ki bizler de destan yazalım Kürdistan dağlarında.

ŞEHİTLERİMİZ HAKİKATİN TEMSİLCİLERİDİR

Bu gizemin en değerli mucizeleri şehitlerdir. Onlar ki bu gizeme ulaşanlardır. Bu gizeme henüz ulaşmış değilim. Gizeme ulaşabilmenin tek bir yolu var, o da yaratıcısına ulaşmaktır; yani Önder Apo’ya. Zaman direnişlerle güzel ve anlamlı; zaman büyük kavuşmaların adımlarını atmamızı sağlar. Zamanda anlamlı yer edinen hiçbir direniş çabuk unutulmaz, belleklerde ve yüreklerde yer edinir. Direnişler bedenle değil, yüreklerle olmuş; bu da zaman ve yüreğin birleşmesidir. Direniş yakıcı bir ateştir; yürekten yüreğe, bedenden bedene gezer. Çünkü direniş gezgin ruhludur, zulmün olduğu her yerde o da var. Zaman direnişle güzel ve anlamlıdır. Dağlarda zamanımızı çalan faşizme en büyük darbeyi vurup bizden çaldıklarının hesabını soracağım. Zaman değerlidir. İnsan zamanın değerini bilerek yaşamalı. Dağlarda özgürlük savaşçıları anlamlı yaşıyorlar. Yaşama olan bağlılıklarımızı anlam katarak büyütüyoruz; Apocu felsefenin kararlılık ve inancıyla yürüyoruz özgürlüğe. Bizler güneşin çocuklarıyız; güneş yavaş yavaş yükselirken ve zirvedeyken ulaştılar O’na şehit yoldaşlarımız. Yüzleri güneşin ışıltılarıyla aydınlandı. Onlardı güvercin olup yoldaşlık değeriyle güneşe doğru uçanlar.

Onlar onurun, erdemin, inancın sembolü oldular. Özgür bir gelecek için maviliğin sonsuzluğuna karıştılar. Gidişleriyle özgür yarınlar var ettiler. Çünkü onurlu ve anlamlı yaşamın direnişle olduğunu biliyorlardı. Onlar hakikatle kendilerini var edip Nirvana’ya ulaştılar. Onlar ki her rüzgârda estiler dağlarda. Toprağa akan yağmur damlaları gibi yüreklere aktılar, umut oldular.